Mal zekâtı hakkında kısaca:

Oran: %2,5 (kırkta bir)
Nisap: 85 gr altın veya 595 gr gümüş (güncel piyasa değeri)
Havl: Nisap üzerindeki mal üzerinden bir kameri yılın tamamlanması şartı
Delil: Tevbe Suresi 103. âyet; Buhârî 1395; Müslim 979

Zekât, İslam'ın beş şartından üçüncüsü olup şartlarını taşıyan her Müslümana yılda bir kez farz olan mali bir ibadettir. Arapçada "artma, bereket ve temizlik" anlamına gelen bu kelime, mü'minin kendi malından belirlenmiş bir payı Allah'ın belirlediği kesimlere vermesiyle hem malı mânevi kirden arındırdığını hem de toplumsal dayanışmayı ayakta tuttuğunu anlatır. Zekât, diğer ibadetlerden farklı olarak hem bireysel hem de toplumsal bir boyut taşır; varlıklıyı cimrilikten, yoksulu umutsuzluktan korur.

İpucu: FivePrayer namaz vakitleri ve kıble pusulasıyla beş vakit namazı takip etmenizi kolaylaştırır. Namaz, oruç ve zekât, İslam'ın temel sütunları. Ücretsiz, reklamsız, hesapsız. iOS, Android ve Chrome'da.

Zekât: İslam'ın Üçüncü Şartı

Kuran-ı Kerîm'de zekât, namazla birlikte otuzdan fazla âyette birlikte zikredilir. Bu yan yanalık, zekâtın salt bir vergi ya da yardım olmanın ötesinde derin bir ibadet olduğunu vurgular. Allah Teâlâ Tevbe sûresinde şöyle buyurur:

خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إِنَّ صَلَاتَكَ سَكَنٌ لَّهُمْ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

"Onların mallarından sadaka (zekât) al; bununla onları temizle ve arındır. Onlara dua et; çünkü senin duan onlar için bir huzur kaynağıdır. Allah işitendir, bilendir." (Tevbe 9:103)

Bu âyette zekâtın iki işlevi açıkça belirtilmiştir: malı temizlemek (tathîr) ve sahibini arındırmak (tezkiye). Yani zekât sadece ekonomik bir transfer değil, ruhî bir arınma vesilesidir. Allah Teâlâ Bakara sûresinde de zekât verenlerin büyük bir mükâfata kavuşacağını müjdeler:

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَآتَوُا الزَّكَاةَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ

"İman edip salih amel işleyenler, namazı dosdoğru kılanlar ve zekâtı verenler; işte onların Rableri katında mükâfatları vardır." (Bakara 2:277)

Hz. Peygamber ﷺ de Muâz b. Cebel'i (ra) Yemen'e gönderirken şöyle buyurmuştur: "Onlara Allah'ın, zenginlerinden alınıp fakirlerine verilmek üzere mallarında zekâtı farz kıldığını haber ver." (Sahîh-i Buhârî 1395). Bu hadis, zekâtın toplumsal adalet işlevini de açıkça ortaya koymaktadır.

Nisap Miktarı

Nisap, zekâtın farz olabilmesi için kişinin malik olması gereken asgari servet eşiğidir. Hz. Peygamber ﷺ bu eşiği altın ve gümüş cinsinden belirlemiştir. Sahîh-i Müslim'de geçen hadise göre (Müslim 979) nisap miktarları şöyledir:

  • Altın nisabı: 20 miskal = yaklaşık 85 gram altın
  • Gümüş nisabı: 200 dirhem = yaklaşık 595 gram gümüş

Bugün altın ve gümüşün piyasa değerleri birbirinden önemli ölçüde farklılaşmıştır. Hanefî mezhebine göre daha düşük olan gümüş nisabı esas alınır; bu görüş daha fazla kişiyi zekât mükellefi kapsamına aldığından fakir ve muhtaçlar için daha koruyucu bir eşik olarak değerlendirilir. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise altın nisabı esas alınır. Bağlı olduğunuz mezhebin görüşüne göre amel etmeniz uygundur.

Pratik bir ölçü olarak: kişinin elinde nisap miktarını karşılayacak kadar nakit, altın, gümüş veya ticari mal bulunması ve bunların üzerinden bir kameri yıl geçmesi zekâtı farz kılar. Nisabın hesabını her yıl güncel altın ve gümüş fiyatlarına göre yenilemeniz önemlidir.

Havl Şartı

Havl, Arapçada "bir yılın dönmesi" anlamına gelir ve mal zekâtının farz olabilmesi için malın nisap miktarının üzerinde olarak tam bir kameri yıl (354 gün) elde tutulmuş olması şartını ifade eder. Bu şart, serveti spekülatif dalgalanmalardan değil, gerçekten kalıcı birikimlerden hesaplamak için konulmuştur.

Havl şartında dikkat edilmesi gereken bazı noktalar şunlardır: Yılın başında ve sonunda nisap tamamlanmış olmalıdır; aradaki geçici düşüşler, cumhûra göre, havlı kesmez. Yıl içinde kazanılan ek gelirler veya yeni edinilen mallar için ayrı bir havl hesabı tutulabileceği gibi, kolaylık açısından her şey aynı yıllık zekât tarihine bağlanabilir. Tarım ürünleri ve maden gelirlerinde ise havl şartı aranmaz; hasat edildiğinde ya da çıkarıldığında hemen zekât gerekir.

Hangi Mallar Zekâta Tabi?

İslam âlimleri, zekâta tabi olan mallar ile olmayan mallar arasında açık bir ayrım yapmıştır. Zekâtın esas olarak "büyüme ve artma potansiyeli olan" mallardan alınması gerektiğine dair genel bir prensip kabul görmüştür.

Zekâta tabi mallar:

  • Nakit ve banka hesapları: TL, döviz veya dijital hesaplarda bulunan nakit meblağlar nisabı geçiyorsa ve üzerinden bir yıl geçmişse zekâta tabidir.
  • Altın ve gümüş: İster işlenmiş ister külçe halinde olsun, sahip olunan tüm altın ve gümüş zekât hesabına girer. Takı meselesinde mezhep görüşleri ayrışır (bkz. SSS).
  • Hisse senetleri ve yatırım araçları: Borsada tutulan hisseler, yatırım fonları ve benzeri finansal enstrümanlar zekâta tabidir.
  • Ticaret malları (urûzu't-ticâre): Satmak amacıyla elde tutulan her türlü mal, stok veya emtia zekât hesabına dahildir.
  • Tarım ürünleri: Buğday, arpa, hurma, üzüm gibi temel tarım ürünlerinde ayrı oranlar uygulanır (yağmur suyuyla sulanan arazide %10, yapay sulama ile %5).
  • Alacaklar: Geri alınması kuvvetle muhtemel olan ticari alacaklar nisap hesabına katılır.

Zekâta tabi olmayan mallar:

  • İkamet edilen ev: Kişinin oturduğu konut zekâta tabi değildir; kira getiren ek mülkler ise elde edilen kira geliri üzerinden değerlendirilebilir.
  • Kişisel araç: Günlük kullanım için sahip olunan taşıt zekâta girmez; ticari araçlar ise farklıdır.
  • Ev eşyası ve kişisel kullanım malları: Mobilya, beyaz eşya, giysi gibi günlük kullanım eşyaları zekâttan muaftır.
  • Mesleği icra için kullanılan araç-gereç: Bir marangozun testeresi veya bir doktorun cihazları gibi mesleki aletler zekât kapsamı dışındadır.

Zekât Nasıl Hesaplanır?

Mal zekâtı hesabı temel olarak üç adımdan oluşur: nisap kontrolü, havl kontrolü ve son olarak %2,5 oranının uygulanması. Gerçekçi bir örnek üzerinden ilerleyelim.

Örnek (Türk Lirası cinsinden):

Ahmet Bey'in zekât tarihindeki varlıkları şöyledir:

  • Banka hesabındaki nakit: 150.000 TL
  • Elindeki altın (takı dahil, Hanefî görüşe göre): 25.000 TL değerinde
  • Ticari mal stoğu: 80.000 TL
  • Hisse senedi portföyü: 45.000 TL
  • Ödenecek ticari borçlar: −30.000 TL

Toplam zekâta tabi varlık: 150.000 + 25.000 + 80.000 + 45.000 − 30.000 = 270.000 TL

Şimdi nisap kontrolü: Zekât günündeki altın fiyatına göre 85 gramın karşılığı yaklaşık 180.000 TL ise (bu rakam piyasaya göre değişir), Ahmet Bey'in serveti nisabın çok üzerindedir.

Ödenecek zekât: 270.000 × %2,5 = 6.750 TL

Bu hesabı yaparken şu inceliklere dikkat edin: Borçlar düşülebilir, ancak mortgage gibi uzun vadeli borçların tamamı değil, o yıla düşen taksit düşülebilir. Kişisel kullanım için alınan krediler gibi borçlar ise zekât matrahından düşülmez. Yatırım amaçlı gayrimenkullerde sadece kira geliri ve mülkten elde edilen hisseler zekâta tabi tutulur, mülkün piyasa değeri doğrudan girmez. Her zekât yılında tazelenmiş altın ve gümüş fiyatlarına göre nisabı yeniden hesaplamak doğru sonuca ulaştırır.

Sekiz Zekât Sarf Yeri

Zekâtın kimlere verileceği keyfe bırakılmamış, Kuran-ı Kerîm'de açıkça belirlenmiştir. Allah Teâlâ Tevbe sûresinin 60. âyetinde sekiz sarf yerini şöyle sıralar:

إِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَابْنِ السَّبِيلِ فَرِيضَةً مِّنَ اللَّهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

"Sadakalar (zekâtlar) yalnızca fakirlere, yoksullara, zekât toplayan memurlara, kalpleri İslam'a ısındırılacak olanlara, kölelere (özgürlükleri için), borçlulara, Allah yolunda çalışanlara ve yolda kalmışlara mahsustur. Bu, Allah'ın belirlediği bir farzdır. Allah bilendir, hikmet sahibidir." (Tevbe 9:60)

Bu sekiz sınıfı teker teker ele alalım:

1. Fukarâ (Fakirler): Temel ihtiyaçlarını karşılayacak kadar geliri veya serveti olmayanlar. Fakir, hiçbir şeyi olmayan ya da ihtiyacının yarısından daha azına sahip olan kişidir. Zekâtın birinci ve en öncelikli alıcısı budur.

2. Mesâkîn (Yoksullar): İhtiyacının bir kısmına sahip olan ancak yeterliliğe ulaşamayan kimseler. Bazı âlimler fakir ile miskini birbirinin benzeri olarak değerlendirirken, bir kısım âlim arasında derece farkı görür. Her ikisi de zekâta en haklı kesimi oluşturur.

3. Âmilîn (Zekât Memurları): Devlet ya da yetkili kurum adına zekât toplayan, dağıtan ve hesaplayan görevliler, çalışmaları karşılığında zekât payından ücret alabilirler.

4. Müellefe-i Kulûb (Kalpleri Isındırılacaklar): İslam'a henüz giren ya da İslam'a sempatiyle yaklaşan ve desteğe ihtiyaç duyan kimseler. Hz. Peygamber ﷺ döneminde bu pay aktif biçimde kullanılmıştır.

5. Rikâb (Kölelik Altındakiler): Kölelerin özgürlüklerini satın almaları için verilen pay. Çağdaş İslam âlimleri bu payın modern esaret ve insan ticareti mağdurlarına yardım etmek için kullanılabileceği görüşündedir.

6. Gârimîn (Borçlular): Haklı bir sebeple borçlanmış ve borcunu ödeyemeyecek durumda olan kimseler. Kendi ihtiyacı için borçlananlar ile toplumsal barışı sağlamak için borçlananlar bu kapsama girer. Lüks veya israf amacıyla yapılan borçlar için bu pay kullanılmaz.

7. Fî Sebîlillâh (Allah Yolunda Çalışanlar): Klasik görüşe göre bu, Allah yolunda cihad eden savaşçılara verilen bir paydı. Çağdaş İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu bu payın İslam'ı yaymaya, İslami eğitime, yoksullukla mücadeleye ve müminlerin genel refahına hizmet eden her faaliyeti kapsadığı görüşündedir.

8. İbn Sebîl (Yolda Kalanlar): Seyahatte parasız kalmış ya da anavatanından uzakta mahsur kalmış kimseler. Bu kapsam günümüzde mültecileri ve acil koşullarda yardıma muhtaç yolcuları da içermektedir.

Mal Zekâtı ile Fitre Karşılaştırması

ÖzellikMal ZekâtıFitre (Zekâtü'l-Fıtr)
Farziyetin sebebiNisap üzerindeki malın bir yıl elde tutulmasıRamazan orucunu tutmuş olmak ve yaşam masraflarını karşılayabilmek
ZamanHavl tamamlandığında (yılda bir)Ramazan sonunda, bayram namazından önce
Oran / MiktarToplam zekâta tabi malın %2,5'iKişi başı yaklaşık 2,5 kg temel besin maddesi veya değeri
HesapNisap ve çeşitli mal kategorileri üzerinden hesaplanırSabit miktar; hane halkındaki her birey için ödenir
Nisap şartıVarGünün temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek yeterli
Sarf yerleriTevbe 9:60'taki sekiz sınıfÖncelikli olarak fakirler (özellikle bayramı karşılayamayanlar)

Her iki yükümlülük de birbirini tamamlar: mal zekâtı yıl boyunca biriken servetin temizlenmesini, fitre ise bayramın sevinciyle birlikte toplumun en yoksul kesiminin de bu sevince ortak edilmesini sağlar. Yıl içinde hem mal zekâtını hem fitreyi ödemek, mü'minin İslam'ın mali sorumlulukları açısından tam bir bütünlük içinde olduğunu gösterir.

Sıkça Sorulanlar

Zekât Ramazan'da mı ödenmeli?

Zekât, havl (bir kameri yıl) tamamlandığında verilir; bu tarih Ramazan'a denk gelebilir ya da gelmeyebilir. Ancak Ramazan'ın mânevi bereketinden faydalanmak isteyenler, zekât vadesi Ramazan öncesindeyse öne alarak bu ayda ödemeyi tercih edebilir. Ramazan'da zekât vermek vacip değil, faziletli bir tercihtir. Bazı âlimler, insanların Ramazan'da cömertliği artırdığı için bu dönemde zekâtın fakirlere daha büyük yarar sağladığını vurgular.

Altın takılara zekât gerekir mi?

Hanefî mezhebine göre kadınların kullandığı altın takılar da nisap miktarını geçerse zekâta tabidir; bu görüş Sahîh-i Müslim'deki bazı rivayetlere dayanır. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise düzenli olarak süs için kullanılan takılar zekâttan muaftır; çünkü bu mallar "büyüme ve artma potansiyeli" taşımaz. Türkiye'deki Hanefî geleneğe göre amel etmek isteyen kişilerin altın takıları dahil etmesi daha ihtiyatlı bir yaklaşımdır.

Sadaka ile zekât arasındaki fark nedir?

Zekât, İslam'ın beş şartından biri olan ve şartları yerine getiren her Müslümana farz olan belirli bir mali ibadettir; miktarı, sarf yerleri ve şartları kesin biçimde belirlenmiştir. Sadaka ise gönüllü yapılan her türlü mali veya gayri mali iyilik olup farz değildir, miktarı ve zamanı serbesttir. Zekât sadaka kapsamındadır, ancak sadaka zekâtın yerini tutmaz. Zekât verildikten sonra sadaka vermeye devam etmek büyük bir fazilettir.

Yakınlara zekât verilebilir mi?

Bakmakla yükümlü olunan kişilere (anne, baba, eş, çocuk) zekât verilmez; çünkü onların nafakasını karşılamak zaten farzdır ve zekât bu yükümlülüğün yerine getirilmesine sayılmaz. Ancak diğer yakınlara (kardeş, amca, hala, dayı, teyze ve onların çocukları gibi) zekât verilebilir. Üstelik bu kişilere verilen zekât hem zekât hem de sıla-i rahim sevabını birlikte taşır; dolayısıyla başkalarına vermekten daha faziletli bile sayılabilir.

Hisse senetlerinin zekâtı nasıl hesaplanır?

Hisse senetlerinin zekâtı için iki yöntem uygulanır. Birinci ve daha kapsamlı yöntemde, hissenin temsil ettiği şirketin zekâta tabi varlıkları (nakit, stok, ticari alacaklar) tespit edilir; kişinin pay oranı bu rakamlara uygulanarak bulunan değer üzerinden %2,5 hesaplanır. Pratik olan ikinci yöntemde ise zekât gününündeki piyasa değerinin tamamı üzerinden doğrudan %2,5 hesaplanır. Uzun vadeli yatırım niyetiyle tutulan hisseler için birinci yöntem, aktif alım-satım yapılan portföyler için ikinci yöntem daha uygundur.

Beş vakit namaz için yanınızda

FivePrayer: namazınız için sessiz bir hatırlatıcı.

Namaz vakitleri, kıble pusulası, ezan bildirimleri ve nâfile namaz takipçisi. İslam'ın beş şartını yaşamak için güvenilir bir yardımcı. Ücretsiz, reklamsız, hesapsız. iOS, Android ve Chrome'da.

İndirApp Store
İndirGoogle Play
AyrıcaChrome